Yeni araştırma: 2025 yılında dijital esenlik arttı; Z kuşağı üyeleri çevrimiçi dünyada daha fazla gelişim gösterdi
9 Şubat 2026
Yeni bir araştırma, 2025’te Z kuşağının neredeyse her 10 üyesinden 6’sının "yüksek" ya da "çok yüksek" düzeyde dijital esenliğe sahip olduğunu ortaya koyuyor. Çevrimiçi ortamlarda "Gelişen" grubunun oranı ise her 10 kişide 1’in üzerine çıkarak, araştırmanın başlangıcından bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.
Z kuşağı katılımcılarının %45’i geçtiğimiz yıl çevrimiçi ortamlarda "Gelişiyor" kategorisinde yer alırken, %13’ü "Gelişen" olarak değerlendirildi; bu oranlar bir önceki yılın sonuçlarına kıyasla sırasıyla bir ve üç puan artış gösterdi. Gelişiyor kategorisi genel olarak "çok olumlu" bir çevrimiçi deneyime işaret ederken, "Gelişen" kategorisi son derece olumlu etkileşimleri ve faaliyetleri yansıtıyor. Katılımcıların üçte birinden fazlası (%36) deneyimlerinin "Ortalama" veya orta aralıkta olduğunu belirtirken, %6'sı "Sıkıntıda" kategorisinde değerlendirildi; bu da, çevrimiçi ortamlarda sürekli olarak olumsuz deneyimlerle ve sonuçlarla karşılaştıklarını ifade ettikleri anlamına geliyor. "Ortalama" ve "Sıkıntıda" kategorilerinin oranının, 2024 yılına kıyasla sırasıyla üç ve bir puan azaldığı görülüyor.
ConnectSafely CEO’su Larry Magid, "Süregiden zorluklara ve yaygın 'kıyamet senaryoları' anlatılarına rağmen daha fazla gencin çevrimiçi ortamlarda gelişim gösterdiğini ifade ettiğini görmek cesaret verici," dedi. "İlginç bir şekilde, araştırma, 'Gelişiyor' grubunda yer alanların çoğu zaman dijital yaşama en yoğun şekilde dahil olan kişiler olduğunu ortaya koyuyor. Doğru destek mekanizmaları ve gençlerle ebeveynler arasında açık bir diyalog kurulması sayesinde, gençler sanal ortamlarda doğru yönlere ilerleyebilir ve çevrimiçi etkileşimlerini olumlu, sağlıklı deneyimlere dönüştürebilir."
Snap, dört yıldır çeşitli platformlarda dijital esenliğe yönelik araştırmalar yürütüyor ve ulaştığı tüm sonuçları, Güvenli İnternet Günü (SID) kapsamında yayınlıyor. Elde edilen sonuçlar, teknoloji ekosistemine sunduğumuz temel katkıya ek olarak, hepimizin daha güvenli, daha sağlıklı ve daha olumlu dijital deneyimler inşa etmesine yardımcı olan, kanıt temelli bilgi birikimini de güçlendiriyor. Snap, bu özel çalışmayı beşinci ve son kez (2026) gerçekleştirip nihai bulguları 2027 yılında yayınlayacak. Araştırma, Z kuşağındaki gençlerin ve genç yetişkinlerin tüm platformlar, hizmetler ve cihazlarda yaşadığı deneyimleri kapsıyor ve özel olarak Snapchat’e odaklanmıyor.
Sosyal medya: Gelişen grubunun ortak paydası
Sonuçlar, dijital refah düzeyinin daha yüksek olduğu Z kuşağındaki gençlerin, çevrimiçi riskleri yönetme ve bunları ele alma konusunda daha fazla ustalık gösterdiğini ortaya koyuyor. Örneğin, "Gelişen" kategorisindekilerin yüzde 74’ü geçen yıl en az bir çevrimiçi riske maruz kaldığını bildirirken, "Sıkıntıda" olarak değerlendirilenlerin yaklaşık onda dokuzu (%88’i) bir çevrim içi riskle karşılaştığını belirtti; bu da 14 puanlık bir fark anlamına geliyor. Çevrimiçi cinsel zorbalık ve şantaj riski söz konusu olduğunda ise bu fark 16 puana çıktı. Aşağıdaki grafik, bu iki kategorideki kişileri ve bunların hacklenme (hesabın ele geçirilmesi), cinsel sömürü amaçlı çevrimiçi kandırma ve başkasının kimliğine bürünme gibi, cinsel amaçlı şantaja yol açabilecek riskli davranışlara maruz kalma deneyimlerini gösteriyor.
Buna ek olarak, bulgular çevrimiçi ortamlarda "Gelişen" kategorisinde olanlar arasında sosyal medyayla "derin bağ" kurmanın öne çıkan bir özellik olduğunu gösteriyor. "Gelişen" kategorisindeki katılımcıların dörtte üçü, sosyal medyada geçirdikleri süre, katılım düzeyleri ve sosyal medyanın hayatlarındaki genel önemi dahil olmak üzere, sosyal medyayla yoğun biçimde iç içe olduklarını belirtti. "Sıkıntıda" olarak sınıflandırılanlarda ise sosyal medyayla derin bağ kurduğunu belirtenlerin oranı yalnızca %25’te kaldı. Bu sonuçlar aşağıdaki grafikte de gösteriliyor.

Sonuçlar, Snap’in Z Kuşağının dijital refahına yönelik devam eden araştırmasının bir parçası olmanın yanı sıra, 13-17 yaş grubundaki gençler ile 18-24 yaş grubundaki genç yetişkinlerin altı ülkede çevrimiçi ortamlardaki durumunu ölçmeyi amaçlayan, genel bir gösterge niteliği taşıyan Dijital Refah Endeksi’nin (DWBI) en güncel bulgularını oluşturuyor. Araştırma, Avustralya, Fransa, Almanya, Hindistan, Birleşik Krallık ve ABD’yi kapsıyor. Ayrıca, 13-19 yaş grubundaki gençlerin ebeveynlerine, çocuklarının çevrimiçi risklere ilişkin deneyimleri hakkında da sorular yönelttik. Bu son araştırma 29 Nisan-10 Mayıs 2025 tarihleri arasında, üç yaş grubunda, altı ülkede toplam 9.037 katılımcıyla gerçekleştirildi.
4. yılda elde edilen genel kapsamlı bazı ek bulgular arasında şu başlıklar yer alıyor:
Altı ülke genelinde, Z Kuşağı katılımcılar arasında çevrimiçi risklere maruz kalma oranı 2025’te artmaya devam etti: Katılımcıların onda sekizi (%81) en az bir risk yaşadığını belirtti; bu oran 2024’e (%80) kıyasla bir puanlık, araştırmanın başladığı 2022’ye (%76) kıyasla ise beş puanlık artış gösterdi.
2025’te en sık karşılaşılan üç dijital risk; sahte haber 1/yanıltıcı bilgiye maruz kalmak (%54), şiddet tehdidi (%47) ve istenmeyen iletişim (%35) oldu ve bu tablo önceki üç yılın sonuçlarıyla tutarlılık gösterdi. Çevrimiçi olarak başkasının kimliğe bürünme (%30) ve cinsel içerikli riskler (%29) ise en yaygın beş risk arasında yer aldı.
Araştırmanın başladığı tarihten bu yana ilk kez, Z Kuşağı katılımcılara yerel çete yapılanmaları ve çetelere katılım yönünde yapılan ikna girişimleriyle karşılaşıp karşılaşmadıkları soruldu. Altı ülke genelinde katılımcıların %4’ü bu riski yaşadığını belirtti; bu oran, araştırmada değerlendirilen 15 risk türü arasında en düşük seviyede kaldı.
Olumlu bir gelişme olarak, çevrimiçi risklere maruz kalan gençler arasında yardım arama davranışının arttığını gösteriyor. Katılımcıların %71’i birisiyle konuştuğunu ya da destek aradığını belirtti; bu oran 2024’te %68, 2023’te ise %59 seviyesindeydi. Ebeveynlerin yaklaşık %88’i, çocuklarının yaşadığı riskli bir olayı kendileriyle paylaştığını ifade etti; bu da önceki üç yılın her birine kıyasla iki puanlık artış anlamına geliyor (%86). Buna karşılık, kendine zarar verme ya da şiddet içeren aşırılıkçı veya terör içeriklerine maruz kalma gibi daha ağır risklerde gençlerin bu deneyimleri paylaşma oranı daha düşük kaldı. Gençlerin söz konusu ciddi risklerle karşılaşma düzeyinde ise kaydadeğer bir değişim görülmedi.
Önceki araştırmalarda olduğu gibi, son sonuçlar da Z Kuşağında daha fazla destek kaynağına sahip olan bireylerin daha güçlü bir dijital refah düzeyine sahip olduğunu göstermeye devam ediyor. Destek kaynağı; gencin evde, okulda, işte ya da topluluk genelinde bir sorun veya kaygısı ile ilgili olarak yaklaşabileceği, onu dinleyecek ve hayatta başarılı olacağına inanan kişi olarak tanımlanıyor. Dokuz ile 12 arasında destek kaynağına sahip olanlar (en yüksek aralık) içinde "Gelişen" kategorisinde yer alanların oranı yaklaşık %64’e ulaşıyor. Buna karşılık, sıfır ile dört arasında destek kaynağı bulunanların (en düşük aralık) içinde "Sıkıntıda" grubunda yer alanların oranının %77 olduğu görülüyor.
Bu bulguların bir kısmı, risk maruziyeti artmış olsa da Z Kuşağındaki birçok bireyin giderek riske daha dayanıklı hale geldiğini ve çevrimiçi sorunlarla başa çıkmak için farklı araç ve kaynaklardan yararlandığını gösteriyor. Bu işaretler, dijital ve sosyal medya okuryazarlığına duyulan ihtiyacın sürdüğünü ve analiz ile eleştirel düşünme becerilerinin daha fazla vurgulanıp güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
DWBI'ın 4. Yılı
Dijital Refah Endeksi, farklı duygu ve tutum ifadelerine verdikleri katılım düzeyine göre her katılımcıya 0 ile 100 arasında bir puan atar. Ayrı ayrı katılımcı puanları ise ilgili ülke puanlarını ve altı ülkenin ortalamasını oluşturur. Altı bölgenin tamamı üzerinden alınan ortalamaya göre, 2025 DWBI skoru 2024’teki 63’ün bir puan üzerine çıkarak 64’e yükseldi. Genel değerlendirmede bu seviye hala ortalama bir tabloya işaret ediyor; ancak gençlerde risk maruziyeti artarken puanın yükselmesi, toplamda olumlu bir net sonuç olarak öne çıkıyor. (Gençlerin %76’sı 2025’te risk yaşadığını bildirirken bu oran bir önceki yıl %73’tü; genç yetişkinlerde ise risk maruziyeti 2024’teki %87’den bir puan azalarak %86’ya geriledi.)
Hindistan, 4 yıldır üst üste, 2024’e göre iki puanlık artışla, 69 ile en yüksek DWBI skorunu kaydetti ve bu aynı zamanda şimdiye kadar herhangi bir ülke için ölçülen en yüksek değer oldu. Hindistan’ın istikrarlı biçimde koruduğu güçlü DWBI sonuçlarının temelinde, ebeveynlerin ilgili ve dikkatli desteğinin öne çıktığı bir kültür yer alıyor. ABD’de DWBI 67’ye yükseldi; bu seviye, araştırmanın başladığı günden bu yana ülke için görülen en yüksek değer olurken, 2024’e kıyasla da iki puanlık artış anlamına geliyor. Tüm ülkelerde puanlar bir önceki yıla göre yükseliş kaydediyor. Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’nın DWBI puanları sırasıyla 64, 60 ve 61 olarak ölçüldü. Avustralya’nın DWBI skoru ise 2024’te hafif gerileyen tek ülke olmasının ardından toparlanarak tekrar 63 seviyesine çıktı.
Endeks, yerleşik bir esenlik teorisinin bir uyarlaması olan PERNA modelinden yararlanıyor; 2beş kategori altında toplanan 20 duygu ve tutum ifadesine dayanıyor: Bu ifadeler: Pozitif Duygu (Positive Emotion), Etkileşim (Engagement), İlişkiler (Relationships), Negatif Duygu (Negative Emotion) ve Başarıdır (Achievement). Katılımcılardan, önceki üç ay boyunca yalnızca Snapchat değil, tüm cihazlardaki ve uygulamalardaki çevrimiçi deneyimlerini dikkate alarak 20 ifadenin her birine katılma derecelerini belirtmeleri istendi. Örneğin, Pozitif Duygu kategorisinde "Çevrimiçi olarak yaptığım şeyin genellikle değerli ve faydalı olduğunu hissettim" ve İlişkiler bölümünde "Çevrimiçi olarak söyleyecek bir şeyim olduğunda beni gerçekten dinleyen arkadaşlarım var" ifadeleri bulunuyor. (Buradan (Buradan, 20 DWBI duygu ve tutum ifadesinin listesini inceleyebilirsiniz.)
ABD'deki Gençler için Dijital Esenlik Konseyinin ikinci grubuna katılım başvuruları başladı
İki yıl önce, bu araştırmaya ivme kazandırmak ve gençlerin dijital deneyimlerine yönelik devam eden taahhüdümüzü somutlaştırmak amacıyla ABD’de 13-16 yaş grubundaki gençlere yönelik pilot programımız Dijital Refah Konseyimizi (CDWB) hayata geçirdik. Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında konseyin ilk dönemini tamamladık; elde edilen başarı, Avustralya’da ve Avrupa ile Birleşik Krallık genelinde faaliyet gösteren iki aktif "kardeş" konseyin kurulmasına da zemin hazırladı. ABD’de ikinci bir dönemi başlatmak için sabırsızlanıyoruz; bu nedenle geçtiğimiz ay başvuru sürecini başlattık. Tüm kullanıcıların dijital deneyimini iyileştirmeye tutkuyla bağlı bir gençseniz ya da böyle bir genci tanıyorsanız, başvurmak için ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz.
Snap olarak, ABD’de Güvenli İnternet Günü’nün (SID) resmi organizatörü ConnectSafely ile birlikte, bu yıl Kaliforniya’nın Sacramento kentinde düzenlenen ulusal etkinlikte bir kez daha yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Yüzden fazla ülkede kutlanan Güvenli İnternet Günü kapsamında, gençleri ve yetişkinleri teknolojiyi sorumlu, saygılı, eleştirel ve yaratıcı biçimde kullanmaları için güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, küresel diyaloğa katkıda bulunmak için en güncel araştırma bulgularımızın bir bölümünü paylaşmayı planlıyoruz.
En güncel DWBI ve araştırma hakkında daha fazla bilgi için web sitemizi, güncellenmiş açıklayıcı metni, tam araştırma sonuçlarını ve altı ülkeye özel hazırlanan infografikleri inceleyebilirsiniz: Avustralya, Fransa, Almanya, Hindistan, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri.
— Jacqueline Beauchere, Platform Güvenliğinden Sorumlu Genel Başkan